Hoşmuyum Boşmuyum?

Pandemi yalnızlığında mutlu olmanın yoları

Koronavirüs kısıtlamalarının getirdiği yalnızlık ve sosyalleşememe, psikolojik yüklere neden olarak hayatımızı zorluyor. Peki, yüz yüze, birlikte olmamız mümkün değilken mutlu olmamız mümkün mü?

Pandemi yalnızlığında mutlu olmanın yoları
12 Ocak 2021 - 9:02

Koronavirüs salgını süreci, maske, hijyenin yanı sıra sosyal mesafeyi de hayatımızın olmazsa olmazları haline getirdi. Sosyal mesafenin yanı sıra virüs bulaşma riskini azaltmak için gelen kısıtlamalar, pek çoğumuzun ruh halini değiştirdi.

Yalnızlığın ve sosyalleşememenin getirdiği psikolojik yükler, hayatımızı zorluyor. Peki, yüz yüze, birlikte olmamız mümkün değilken mutlu olmamız mümkün mü? Günlük hayatın stresine karşı etkili bir iletişimin, sosyal bir tür olan bizlerin, en büyük güç ve direnç kaynaklarından birisi olduğunu belirten Klinik Psikolog Yeşim Karakuş, bu süreci daha sağlıklı atlatabilmek için sosyal bağlantıların kesilmemesi gerektiğini ifade ederek önemli tavsiyelerde bulundu.

Yeni bir yalnızlık kavramıyla tanıştık

Koronavirüs, sadece vücudumuzu hasta eden bir enfeksiyona yol açmadı; bizi, sokağa çıkamadığımız, sevdiklerimize sarılamadığımız bu nedenle “yalnızlık” kavramının yeni bir yönüyle karşılaştığımız bir döneme yaşamamıza da neden oldu. Birçok konuda endişeli, kaygılı, sıkıntılı, yorgun, üzgün hissediyorsanız ve bu duyguları son zamanlarda daha yoğun yaşıyorsanız, yalnız değilsiniz. Pek çok kişi aynı duyguları yaşıyor. Bu süreçte birçok geleneğin ve alışkanlığın kaybından dolayı olumsuz duygularımızı yönetmekte zorluk yaşanabiliyor. İçinde bulunduğumuz bu pandemi sürecinde, bu duyguları hissetmemiz anlaşılır ve normal bir durum.

Peki bu duygu durumuyla başa çıkmak için neler yapmalı? Özellikle evlere kapandığımız günlerde, acılarımızı, üzüntülerimizi, korkularımızı, kaygılarımızı yok saymaya çalışmak ya da sürekli bu tür sıkıntılarımızı dile getirip şikayet etmek yerine oturup duygularımızla konuşmak, hissettiklerimizi olduğu gibi kabul etmek gerekiyor.

Yalnızlık ve sosyal ortamdan uzaklaşmak insan doğasıyla çelişiyor. Bizler sosyal bir türüz. Gelişimimiz ve ruhsal sağlığımız, ilişkilerimizle ve çevremizle şekilleniyor. Dolasıyla ruh sağlığımız ve iyi olma halimiz söz konusu olduğunda, insanı psikososyal ortamından ayıramıyorsunuz. Ancak burada, insan olarak fiziksel mesafe ile ayrılsak bile duygusal olarak birlikte olmak için inanılmaz bir kapasiteye sahip olduğumuzu hatırlatmakta fayda var.

Özellikle birbirimize duygusal olarak erişebilir ve bağlı olmamız gerekiyor. Hayatımız dağınıkken bu tür olumsuz duyguları hissetmek kaçınılmaz, bu durumu yaşarken yalnız değiliz. Kendimizle daha fazla vakit geçirdiğimiz bu süreçte, düşüncelerimizi bırakıp biraz duygularımızla konuşalım. Duygularımız ve hislerimiz anlaşılmayı bekler. Yaşadığımız olumsuz duygular ve sağlıklı olsun ya da olmasın onlarla başa çıkma becerilerimiz, aslında bizi korumak ve hayatta kalmamızı sağlamak için vardır. Bu duygular, gelsinler, bize bir şeyler öğretsinler, ancak kalmalarına izin vermeyelim.

Pandemi belirsizliğiyle başa çıkmanın yolları

Hayat her zaman bir miktar belirsizlik içeriyor. Belirsizlik kelimesi, başı ve sonu olmayan ucu açık bir kavram. Yaşadığımız bu pandemi süreci de birçok konuda ‘belirsizlik’ durumunu içermekte ve bu durumunun üzerimizde psikolojik etkileri olmaktadır. Peki, yaşadığımız bu belirsiz süreç ile nasıl başa çıkabiliriz? Belirsizlik durumunda, konuyla ilgili bilgi sahibi olmadığımız için sürekli bilgi arayışı içerisinde olma davranışımız artmaktadır. Belirsizlik durumunda kaldığımızda, yaşadığımız olumsuz duygularla baş edebilmek için etrafımızdan o konu ile ilgili (doğru ya da yanlış) birçok bilgiyi almak istiyoruz. Normalden daha fazla bilgi sahibi olmayı isteme durumu, belirsizliği gidermekten çok artırmaktadır.

Sürekli vakaları takip etmek, iletişim kurduğumuz insanlarla koronavirüs süreci, pandemi dönemi ve bu konuda türetilen çeşitli rivayetler hakkında sıklıkla konuşmak, hatta konuşmaların sadece bu çerçevede sürdürülmesi durumu, sürecin ne zaman biteceği veya buna benzer konularda sürekli tahminler yürütmeye çalışmak gibi durumlar, belirsizliği azaltmaktan çok büyütmeye yol açar. Bu şekilde sinir sistemini sürekli uyarmak ve tetikte tutmak kişiyi daha kaygılı ve tedirgin hale getiriyor. Bu davranışlar, uyku ve yeme bozuklukları, panik atak veya panik bozukluklar, anksiyete problemleri, bedensel belirti bozuklukları gibi birçok psikolojik durumu da beraberinde getirebiliyor.

Sosyal bağlantılarınızı sürdürün

Bu zorlu süreçte, olumsuz duyguları hissetmemiz ve bazen daha yoğun yaşıyor olmamız normal bir durum. Kendimizi ne zaman iyi ya da kötü hissettiğimizi, hangi durumlardan daha çok etkilendiğimizi fark etmek ve bu duygularla başa çıkmada zorlandığımız zamanlarda ise psikolojik destek almak önemlidir. Günlük hayatın stresine karşı etkili bir iletişim, sosyal bir tür olan bizlerin, en büyük güç ve direnç kaynaklarından birisidir. Bu süreci daha sağlıklı atlatabilmek için, sosyal mesafemizi koruyalım ancak sosyal bağlantılarımızı kesmeyelim. Bedenimiz sınırlı ancak zihnimiz sınırsız. Yarının daha iyi olacağına inanıyorsak bugünün zorluğuna katlanabiliriz.

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Masal Oku | Hikaye Oku | Masal Yeri | canlı radyo dinle | iyi gelen şeyler | kokteyl tarifleri | kadın | teknoloji | antalya güncel haber | antalya | edebiyat | haber fora | hediye önerisi |